Kendini yaşamak !

Kendini yaşamaktan kastettiğim nedir mi ?

İçimizde sakladıklarımız var mı yoksa bunları yaşamaya mı gayret ediyoruz? Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Açıklayayım.

Günümüzü düşünelim. Sabah kalkıp işe gitmek için hazırlanıyoruz. Kadınlar makyajlarını yapıp dolabın önünde kıyafet seçmekle meşgul olurlarken,erkekler saçını başını düzeltip o ciks ( Kayseri Bölgesinde birine yakışan kıyafeti övmek için bu kelime kullanılır 🙂 ) takım elbiselerini sırtına geçiriyorlar. Bunlar olağan durumlar evet. Fakat bu yaptıklarımızı kendimiz için mi yapıyoruz yoksa başkaları size kötü bakmasın,kıyafetinizi duruşunuzu eleştirmesin diye mi ?

Çoğumuz ikincisi için yapıyoruz evet 🙂

Bu durum bizim kendi mutluluğumuzun önüne geçebilir. Kendi şahsiyetimizden ve karakterimizden ödün vermemize sebep olabilir. Çok dikkat etmeliyiz ki biz başkalarını memnun etmek için gelmedik bu dünyaya. Biz kendimiz için yaşamaya geldik. Hayat gayemizi unutmamamız gerekir. Siz başkalarına göre hareket ettikçe bilinçaltınız şöyle anlayacak: “Benim duruşum ve düşündüklerim tamamen saçma. Başkaları ne der ve ne yapmamı ister benim hakkımda ne düşünür? Onlara göre hareket etmem doğru olandır.” Ne kadar da kötü bir durum değil mi.

Aslında her gün bilinçaltımıza eziyet ediyoruz böyle yaparak. Kendimiz olur ve isteklerimiz doğrultusunda hareket edebilirsek(Belirli kuralları olan iş yerleri için demiyorum tabi ki kızmayın 🙂 ) bilinçaltımız bize güven duygusu verecek ve başarılı olmamız için her yolu deneyecek. Eninde sonunda da gerçekleştirecektir. Unutmayın bizden değerli hiç kimse yok bu dünyada. Kendimiz için yaşamalıyız. Doğal olalım efendim(!) .

Sevgiyle kalın. 🙂

Şikayetin Girmediği Bir Hayat

Sizin de çevrenizde şikayetsiz hayat yaşayan insanlar var mı ? Muhtemel cevabınız “hayır!” olacaktır.Toplu taşımaya biniyoruz gün içinde çoğumuz. Şoför suratı asık bir şekilde karşılıyor bizi. Biz ona suratımız asık bir şekilde sinirimizi belli eder gibi bir bakış atıyoruz.Kartı okuturken bir selamı dahi çok görüyoruz birbirimize. Neden bu kadar tahammülsüz olduk bilmiyorum. İnsan yaşama sevincini de kaybediyor gün içinde. Oysa güne başlarken gülümseyerek toplu taşıma şoförüne selam versek o da bize gülümsese,trafikte arabalar birbirine karşı saygılı olsa, kurallara uysalar ne de tatlı olur hayat. Şikayetlendik değil mi? 🙂

Yukarıdaki paragraf bir tür şikayettir farkedilmese de. Aslında hepimiz söylüyoruz bunları gün içinde ama bize ve çevremize verdiği zararları göremiyoruz. Belki de zarar verdiğinden bir haberiz. Öyle ya söyledikçe yukarıdaki paragrafı daha kötüye gittiğini görüyoruz şikayetlendiklerimizin. Daha fazla asık surat görüyoruz. Trafikte birbirinden bıkmış insanlar çoğalıyor. Bunun sebebi keşke şöyle olsa böyle olsa diyerek etrafa saçtığımız negatif enerjilerdir. Enerjiler insan hayatını o kadar büyük ölçüde etkiliyor ki eğer bunu anlasaydık kesinlikle konuşurken birkaç defa düşünürdük. Hem kendimizi hem de toplumumuzu etkiliyor söylediklerimiz. Bilinçaltının sihirli bir güç olduğunu defalarca söylemiştik.Bu gücüyle bilinçaltınız etraftaki olan olayları bile yönetebilir. İsterseniz yarın sabah deneyelim. 🙂 Şoförün ne kadar güler yüzlü olduğunu hayal edelim. İnsanların trafikte birbirlerini saygılı olduklarını hayal edelim. Güçlü bir hayal olsun ama. İnanalım ettiğimiz o hayale.Sürekli söyleyelim kendimize ne kadar güzel bir gün ve insanlar birbirine bir o kadar da saygılı. Muhtemelen göreceğiz ki bir zamandan sonra hakikaten edilen hayaller ve söylediklerimiz gerçekleşmeye başlayacak.

Değerli okuyucularım dünyada o kadar fazla bilinçaltı meselesi için çalışan ve araştırma yapan insan var ki, konunun önemini hâlâ kavrayamadık maalesef. Bu yazdıklarımı araştırma yapan yabancı bir bilim adamının tezlerine dayanarak yazıyorum.

Bilinçaltını yönetirsek başarıyı ve mutluluğu elde ederiz inanın buna ve yapmaya başlayın.

“Yarın olmak istediğimiz kişi olmak için, bugün bir şeyler yapmaya başlayalım haydi. “

Sevgiyle kalın. 🙂

Cesaret…

En büyük hatalardan birisi de cesaretsiz olmak sanırım.Okulda sorulan bir soru üzerinden örnek verelim. Sorunun cevabını biliyorsunuz fakat söylesem mi söylemesem mi diyerek içinizde hesaplaşmalar yaşıyorsunuz. Bunu okulda yaşamayan yoktur herhalde. Hoca bir soru sorar cevabını içinizden tekrar edersiniz ama bir türlü sesinize gitmez o cevap. Sonra kalkar bir diğer cesaretli arkadaşınız sizin düşündüğünüz cevabı verir ve siz içten içe pişmanlık yaşarsınız. Sonuç olarak arkadaşınıza hocanız sınavda katkı puan hediye eder. Burada dikkat etmeniz gereken o cesaretli arkadaşın yaptığıdır. Siz bildiğiniz halde sustunuz ve hayatın fırsatını belki bir kez daha yakalayamadınız. O cesaretli arkadaş muhtemelen ilerde başarılı birisi olacaktır. Fırsatları değerlendirmeyi biliyor çünkü. Kaybettiğiniz hiçbir şey yok cesaret konusunda aslında. Cesaret bir yetenek değildir. Herkes cesaretli olabilir.İlk adımı atmaya kendinize ikna etmeniz gerekir. Bir konferansa soru soracağım diyerek gidin. O konferansta ne yapıp edip o soruyu sorun. Bilinçaltınız size diyecektir ki sonra: “İşte bak başardın ve soru sorduğunda anormal bir durum yaşamadın. Soruyu sorabildin,başardın.” Çekingenlik duygusunu bu şekilde yenebiliriz.Bilinçaltınız bir kere kabullenirse bir doğruyu, değiştirmesi çok zor olur. Bilinçaltınıza kabullendirdiğiniz şeylere dikkat edin. Hayatlarında başarılı olan insanlar, bilinçaltını doğru yönlendiren insanlardır. Her gün tekrar ettiği bir cümle,hayatının akışına müdahale edebilecek bir kelime veya bir hareket vardır mutlaka. Ya söylerler ya da bunu yaparlar gün içinde. Siz de kendinize bir cümle,kelime veya hareket belirleyin. Bİlinçaltınızı şartlandırın. Ben bunu yaparsam başarılı olacağım dediğiniz bir şey olsun hayatınızda. İnanılmaz değişim yaşayacaksınız. Deneyin ve görün.

Sevgiyle kalın. 🙂

Asla Deme !

Asla “yapamam”,”çok güçsüzüm” veya “hiçbir çıkış yolu yok” demeyiniz. Eğer uyumsuzluk veya hastalık yaşıyorsanız şöyle deyin : “Yaratan burada ve bana yolu gösterecek. Sonsuz Zeka beni şimdi iyileştiriyor.” Yolunuz açılacak olup tüm zorlukların üstesinden geleceğiniz bir dua şeklidir bu. Umutsuzluğa düştüğünüz zamanlar olabilir. Kendinizi sorunlardan daha büyük bir gücünüz olduğuna inandırırsanız,bu sorunlar sizi aslında rahatsız etmeyecektir. Çünkü sorunları büyüten sizin kendi zihninize yaptığınız telkinlerdir. Sorunları dile getirmek, sizi yıktığını ve dahi tüm işlerinizi sakata bindirdiğini söylemek o sorunun bir virüs gibi yayılıp tüm vücudunuza bir hastalık gibi yapışacağı yolları açmanız demektir. Tabi ki gözleyebilir isek bu durumları.

Kaliteli bir hayat konusunda sizlere söylemek istediğim, zihninizin daha sağlıklı olmasından başka bir şey değildir. Olumlu telkinler,hayatı sevmek,Yaratana güvenmek zihninizi sağlıklı duruma getirir.Hayatın uyumsuzluklarına takılmak yerine kendinize hep bir uyum çerçevesi yaratmak daha sağlıklıdır.O çerçeveye gerekirse en sevdiklerinizi bile almayın. Şikayet edenlerden mümkün olduğunca uzak bir çerçeve olsun. Göreceksiniz ki hayat bu çerçevede hakikaten çok daha güzel.

Sevgiyle kalın. 🙂

Kendini Sevmek

Çağımızın en büyük hastalığından bahsetmek istiyorum sizlere. Kendine nefret beslemek ve hayatı bu yüzden sevmemek. Nedir kendini sevmemek ?

Uyandığınızda isyan mı ediyorsunuz yoksa şükür mü ediyorsunuz ? Güne küfürler mi savuruyorsunuz yoksa gününüze güzel kelimelerle mi başlıyorsunuz ?

Kendini sevmeyen insanlar günlerine küfürler ederek ve lanetler okuyarak başlar. Doğal olarak bu durum yatağa girinceye kadar devam edegelir. Uyuyamazlar birçoğu. Gözlerine uyku girmez ve sürekli olumsuzlukları düşünürler.Peki bilinçaltı ne yapar bu durumda sizce?

Tahmin ettiğiniz üzere bilinçaltı söylenenleri vücuda kodlar ve hayata geçirir. Olumsuz mesajlar vererek uyanırsanız kendinize, bilinçaltınız da o günü olumsuzluğa odaklar.Her gördüğünü,her yapılan işi başarısız ve olumsuz zanneder. Gün içinde herkesi eleştirir ve işlerin doğru yapılmadığı konusunda hep şikayette bulunur. Devleti suçlar,sistemi suçlar ,ekonomiyi suçlar ve en kötüsü de kazanan insanları suçlar. Onlar için kazanan insanlar şanslı ve Yaradan tarafından seçilmiş insanlardır.

Bunlar elbette doğru değildir sevgili okurlarım. Bilinçaltınıza başarısızlığı olumsuzluğu kodladığınız için sürekli hayatınız olumsuz yönde akar. Sanılır ki bu Yaratıcı’nın bir kaderi. Hayır !

Yaratıcı,yarattıklarının iyi bir konumda olmasını, nimetlerinden faydalanılmasını ister. Bİlinçaltını doğru yöneten insanlar bu nimetlere erişebilir. Mutlu, huzurlu ve zengin bir yaşam içinde olur. Hayatını başarılarla doldurur.

Bu anlattıklarım yatıp, olumlu düşünüp, hiçbir iş yapmayıp, başarı ve mutluluğun bizlere gelmesini beklemek değildir. Önce olumlu telkinlerle bilinçaltımızı yönetmeli sonra ise elimizden geldiği kadar çaba göstermeliyiz. Başarıyı aramalıyız. Unutmayalım ki başarı istenmediği yere gelmez ! Geldiğinde ise mutluluğu beraberinde getirir. 🙂

İçinizdeki gerçek benliğinize sımsıkı sarılın ve onu serbest bırakın. Ben güveniyorum ki inanılmaz işler yapabilecek kabiliyetlere sahipsiniz.

Sevgiyle kalın. 🙂

Hedef!

“Alice Harikalar Diyarında” bir çocuk kitabı gibi gözükse de aslında herkes için yazılmış müthiş bi hikaye kitabıdır. Orda bi hikaye vardır; Alice ve tavşan beraber yola çıkarlar.Tavşan önde Alice de tavşanın peşindedir.Uzun süre giderler. Sonra yol birden ikiye ayrılır.Tavşan yol ayrımında durur, Alice de durur.Sonra Alice tavşana sorar: Hangi yoldan gidelim? tavşanın cevabı inanılmazdır: Nereye gittiğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin bi önemi yok…

Aslında bu hikaye hayatta hepimizin başından geçiyor. Hayatta yolumuza devam ederken karşımıza seçenekler(yollar) çıkıyor ve biz birini seçip yola devam ediyoruz fakat kimse nereye gittiğini gerçekten bilmiyor ve sanırım bütün bu sıkıntılarımızın en önemli nedenlerinden biri de bu.

Hedeflerimizi “TOMBUL” olarak belirlemeliyiz. Peki nedir bu “TOMBUL” ?

Tatmin edici

Ortak

Mantıklı

Belirgin

Ulaşılabilir

Limitleri belirgin

Eğer bunlara göre hedef belirlerseniz yüksek ihtimalle başarılı olacaksınız. Hedef ve hayali karıştırıyoruz. Hayal dediğimiz olaya ulaşmamıza gerek yoktur. Bir yerde durur ve biz onun için çabalamayabiliriz. Fakat hedefler belirgin olmalıdır. Örnek verirsek:

‘Ben araba alacağım’ bir hayaldir.

‘Ben Bmw 5 serisi alacağım’ ise bir hedeftir.

Hedef ve hayalleri böylece ayırt edebiliriz. Umarız hedeflerinize ulaşıp başarılı olursunuz.

Sevgiyle kalın. 🙂

Zorluk Olmayan Bir Hayat (!)

Günümüzde en çok istenilen şeydir belki de bu. Zor olmayan bir hayat. Zorluklarla karşılaşılmadan her şeyin yolunda gitmesini istemek. Maalesef bu durum imkansızdır. Her gün türlü sorunlar yaşamaktayız. Bazıları bizi sarsarken bazıları ise bizleri o kadar da sarsmaz. Sarsıldığımız problemlere karşı bağışıklığımız yoktur. Daha önce yaşadığımız bir probleme karşı bilinçaltımız hazırlıklıdır. Bu yüzden bilinçaltımız ne yapacağını bilir ve bizi korur. Sorunun bizi sarsmasına izin vermez.

Kesinlikle zorluk olmayan bir hayat yoktur değerli okuyucularım. Gördüğünüz insan kim olursa olsun içine girip baktığınızda çeşitlice sorunları olduğunu göreceksinizdir. Zorluksuz bir hayat yok. Zorluklar olan hayatı güzelleştirmek var.

Başarılı insanların hayatlarına imreniriz. Sanki doğuştan şanslı olarak geldiler dünyaya gibi düşünürüz. Her şey önüne sırayla serildi ve türlü zenginliklerin kapısı hiç zahmetsiz açılmış gibi gelir bize başarılı kişilerin hayatları. Sizce bu böyle mi gerçekten ?

Okuyoruz bazen başarılı insanların hayatlarını türlü zorluklar çektiğini kendisi anlatır fakat biz yine de inanmak istemeyiz. “Paran var konuşmak kolay” türünden cümleler kurarız kendi kendimize. Bu yanlış düşünceleriniz,cümleleriniz aslında sizin hayatınızda yükselmenizi engelleyen türlü faktörlerdir.Bilinçaltınıza başarı,zenginlik,sağlık düşüncelerinizi yerleştirirseniz hayatınız bu yöne gidecek emin olun ki. Tüm başarılı insanların hayatlarının içinde bilinçaltlarını doğru yönetmek vardır kesinlikle. İsterseniz araştırıp bakabilirsiniz sizlere garanti veriyorum. Bir çok başarılı insanın hayatını okuma fırsatım oldu. Kendilerine hep olumlu telkinler vererek başardıklarını ve bu yöntemin başarılarının temel taşının olduğuna inanıyorlar. Güne olumlu telkinlerle başlayın ve başarıyı yakalayın. Unutmayın olumsuz cümleleri hayatınızdan yok etmek zorundasınız .Başkalarının hayatlarına bakarak değil kendi hayatınıza odaklanarak yaşamayı alışkanlık haline getirin artık. Vakit yok,zaman geçiyor. Elinizi çabuk tutun. 🙂

Sevgiyle kalın. 🙂

Nasıl Başlarsa Öyle Gider…

Uyandık.

Saatimizin uyanmamız gereken saatten daha ileriyi gösterdiğini fark ettiniz. Bir hışımla kalktık yataktan ve “ne kadar da kötü bir gün” diyerek gününüze başladınız. Az sonra kalkıp pencereyi araladığınızda havanın kapalı ve soğuk olduğunu gördünüz. Kendinize “bugün hiç işe gidesim,okula gidesim yok” dediniz. Sonra lavaboda elinizi yüzünüzü yıkadıktan sonra hazırlanmaya gittiniz. Gömleğinizin ütüsüz olduğunu görüp yine sinir katsayılarınızın yükseldiğini fark ettiniz.Gömlek meselesini hallettiniz diyelim. Pantolonunuza dökülen yemek kalıntısını fark edip iyice sinirlendiniz. Günün ne kadar berbat gittiğini bir kez daha telkinlediniz bilinçaltınıza.

(2)Uyandık.

Saatimizin uyanmamız gereken saatten daha ileriyi gösterdiğini fark ettiniz. Kendinize “dün çok yorulmuştum iyi oldu dinlendim” dediniz. Kalktıktan sonra pencereyi araladınız ve havanın kapalı olduğunu gördünüz.” Yeni aldığım gömlek tam da bu soğuk havalar içindi ve bana çok yakışacak” dediniz ve kalkıp gömleğinizi giydiniz. Pantolonunuzun ütüsüz olduğunu fark edip ” ne zamandır ütü yapmıyordum” diyerek mutlu bir şekilde işlerinizi hallettiniz.

Sizce hangi durumda günün sonunda mutlu bir şekilde yatağınıza girersiniz ?

Tabi ki ikinci durumda. Çünkü ilk durumda bilinçaltınıza sürekli olumsuz telkinlerde bulunarak onu gün içinde olumsuz koşullara programladınız ve o da görevini layığıyla yapmak için tüm gücünü sarf edecektir. İkinci durumda ise olumsuz olaylara olumlu olarak yaklaşıp bilinçaltınızı olumlu koşullara programladınız ve gününüzün sonunda mutlu olarak yatağa girdiniz. İlk durumdaki insanın hayatı sürekli stres ve bunalım halinde geçecektir. Elde ettiklerini görmeyecek ve daha fazla istek yüzünden mutsuz olacaktır.İşinde terfi alsa bile kendinden yüksek kişileri veya kişiyi kıskanıp mutsuz olacak ve hayatı sürekli bu şekilde mutsuz geçecektir.

Bilinçaltınızı mutlaka iyiye odaklayın . Elbette Hayatta bazı aksilikler olacak tabi ama bu aksiliklerin devamının olup olmaması sizin elinizde. Aksilikleri bilinçaltınızda büyütmeyin. Bilinçaltınızda aksiliklerin yer kaplamasına izin vermeyin. Daha huzurlu ve mutlu bir yaşam istiyorsanız bilinçaltınızı doğru bir şekilde kullanın.

Sevgiyle kalın. 🙂

Sağlıklı Ve Zinde Bir Yaşam

Ruhunuzu iyileştirmek için şu üç şartı gerçekleştirmeniz gerekmektedir.

Birinci;

Hastalıklardan hiç korkmayın.

İkincisi;

İçinde bulunduğunuz durumun geçmişteki düşünce tarzınızın bir ürünü olduğunun ve ruhsal telkinler yaptığınız sürece ortadan kalkacağının farkına varın.

Üçüncüsü;

Yaratıcının içinizdeki mucizevi iyileştirici gücünü zihninizde en iyi şekilde kullanmaya çalışın.

İnsan sadece düşünceleriyle hasta olabilir veya iyileşebilir. Bir çok tıp alanında da duyduğunuz gibi zihinsel iyileşme olursa insanların hastalığı atlatma olasılıkları daha yüksek oranda oluyor.Hastanedeki tedavisi uzun süren insanlarla sohbet ettiğinizde sürekli onlardan şikayetler duyarsınız ve bu yüzden iyileşemediğinin kendi de farkında değildir ne yazık ki.

Hastane anılarımdan biridir. Bir amca kendisine sürekli elinde oluşan sinir sıkışması yüzünden elini kullanamadığını bu yüzden şiir yazma yeteneğini kaybettiğini söyledi. 5 senedir hastaneye gelip gidiyorum fakat bir çözüme ulaştıramadılar,elimdeki sinir sıkışması geçmeyecek, bu böyle devam edegelecek diyerek bana yakınmıştı. Amcaya söylediğimi yapmasını rica etmiştim. Kendisine hastalığının her gün daha iyiye gittiğini ve kısa sürede iyileşerek şiir yazmaya geri döndüğünü hayal etmesini söyledim. Denerim demişti.Hayal etmeye başlamış. 3 hafta sonra tekrar karşılaştığımda amcanın sinir sıkışması problemi çok iyiye gitmiş ve az bir sıkıntısı kaldığını söyledi bana sevinçle.

İşte görüyoruz ki bir olumsuz kelime veya cümle hayatımızdan 5 sene gibi ciddi zamanlar çalabilir.Bu yüzden yol yakınken olumsuz düşünüyorsanız bir köşeye atın ve bir daha onlara dönüp bakmayın.

Sevgiyle kalın. 🙂

An’ı Yaşamak…

Bu hafta ya da bugün ne yapıyorsak,bundan tam olarak keyif aldım mı ? Gerçekten “burada” mıydım veya sadece öyle mi görünüyordum ?

Bugün/bu hafta olan her keyfi aldım mı ? (gerçekten çiçekleri koklayın)ve hayatım boyunca bir farkındalık ile mi yürüdüm yoksa sadece koştum mu ?

Bugün/bu haftaya minnettar mıyım ? Kendimi “eğer şöyle yaparsam mutlu olacağım” derken mi buldum ? Bu hafta mutluluğu ve memnuniyeti mi seçtim ?

Bu hafta/bugün şimdiki anı mı yaşadım yoksa yarın veya dünün günün mutluluğunu çalmasına izin mi verdim ?

Evet dostlar. Bilinçaltınız sizi geçmişte veya gelecekte yaşamaya daha çok meyil ettirir. Bunun sebebi ise sizin veya ailenizin kalıplaşmış düşünceleridir. Ne zaman ki anın tadını çıkarmaya başlasak zamanın nasıl geçtiğini anlamayız bile . Hepimizde olmuştur ; bir oyuna veya etkinliğe kendimizi tam olarak verdiğimizde zamanın nasıl geçtiğini anlamayıp keşke hiç bitmeseydi dediğimiz anlar. İşte anı yaşamak böyle keyifli bir durumdur. Anı nasıl mı yaşarız. Bilinçaltımıza sürekli gelecek ve geçmişin bize bir şey kazandırmayacağı konusunda ikna telkinleri yapmamız gerekir. Gerçekten de düşündüğümüz de geçmiş veya gelecek kaygısı hep zamanımızı çalmıştır. Gün içinde yemek yerken mesela geçmişteki hatalarımızı düşünmek yemeğin tadını tam olarak alamamamızın sebebi olur. Bu satırları yazarken kar yağıyor dışarıda. Kendimi gelecek kaygısına veya geçmiş pişmanlığına verseydim karın bu kadar güzel yağdığını göremezdim. Siz siz olun anın tadını çıkarmaya bakın. Büyükler hep der ya bir daha gelmeyecek bu yaşlar,tadını çıkarın diye. Hangi yaşlı insanla konuştuysam hepsi öyle dedi. Buradan bizim ders çıkarmamız gerekmekte. Her gün kalktığımızda hayatı bir lütuf olarak görelim ve şu anda yaşayalım. Geleceğimizi düşünerek geçmişe kaygı duyarak mutlu olabileceğiniz anları çalmayın ömrünüzden.

Sevgiyle kalın. 🙂